was successfully added to your cart.

Sepet

Pazartesileri oldum olası çok sevdim.
Mutlak bir yenilik hissi. Hiç açılmamış bir kitabın sayfalarının arasında bir yere burnunu soktuğunda aldığın o koku gibi. Rahat bir ne yaptıysak yaptık, şimdi yeni şeyler söyleme vakti cümlesi.
Hepsi aynı şey; benim için hepsi türlü türlü pazartesi.

Bu satırları bir pazartesi sabahının çok erken bir saatinde, henüz güneş yükselmemişken yazıyorum. Balkondayım ama hiç üşümüyorum. Hava ekim sonuna yakışmayacak kadar ılık. Gözümün önündeki ağaçtan çıtır çıtır yapraklar dökülüyor. Kargalar aynı ağacın dallarında sürekli bir şeyler anlatıyor. Düşününce aslında, sabahları benim de bu kargalardan pek bir farkım olmuyor. Balkondaki ben de kendi kendine konuşuyor, bazen kağıda, bazen içine hikayeler anlatıyor.

Bugün çok uzun değil yazacaklarım. Dün akşam yatarken bir cümle düştü aklıma, bu sabah uyandığımda da hala orada asılı duruyordu. Çok net, çok kısa. Yataktan kalktığım gibi geldim, oturdum buraya, yazmaya.

Diyeceğim basit. Diyeceğim duyulmamış bir şey değil.
Belki arada hatırlamak gereken bir şey. Ümitli de bir şey.
Diyeceğim o ki; yeniden korkmamak lazım.
Yeni bazen tahminlerin ötesinde güzel. Sürprizli, geniş, taze.
Adı üstünde, yeni. Ferah bir henüz tanışmadık ama neden olmasın hissi.
Taze sayfalar, okunmamış kitaplar, henüz başlamış bir pazartesi.
İsmiyle müsemma, yeni.

Diyeceğim o ki; bazen çok ezbere yaşıyoruz. O güne kadar gördüklerimiz ve duyduklarımızla, algılarımız, duygularımız, biraz da sağdan soldan duyduklarımızla, hiç çıplak görmediğimiz birine elimizdeki hazır gömleklerden giydirmeye çalışıyoruz. Oysa şans vermek lazım; çekindiklerimize, acabalarımıza ve belkilerimize. Uzaktan gelsek de, hep aynı yerde dursak da, o cesaretin suları içimizden çoktan çekildi gitti sansak da, içinde ne olduğunu bilmediğimiz ama aslında çok da merak ettiğimiz bir takım heyecanlı ve sıkı sıkı kapalı kutulara şans vermek lazım.

Diyeceğim basit. Diyeceğim kısa.
Bu satırları belki taze bir pazartesi, belki yorgun bir çarşamba, belki erken bir pazar günü okursun. Günler mühim değil, zaman insan icadı. Ama isterim ki bu satırlar ne zaman karşına çıkarsa çıksın, sen onları o zaman kendine küçücük bir işaret olarak alasın. İçinin bir yerine bir kelime dokunsun, elinin gitmediğine cesaretin, cesaretinin yetmediğine elin uzansın.
İsterim ki kalbin bir yeniye açılsın, sonra da en beklemediğin anda hayatına alışılmış değil de, henüz kendisiyle hiç tanışılmamış heyecanlar yayılsın.

Bu haftaya notum bu olsun.
Bildiklerin, sadece bildiklerin. Bilmediklerin ise bir koca dünya.
Bir de aramızda kalsın; şimdi bunları sana yazıyor gibi görünüyorum ya, aslında kızım sana söylüyorum ama gelinim sen de anla.

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir