top of page

“Aniden” Kaybolmak İsteriz.

Melisa Önel’in yönettiği “Aniden”  filmi ,  40’lı yaşlarında , İstanbul’dan ayrılmış, Hamburg’da kendine bir yaşam kurmuş olan , eşinin işi sebebiyle bir süreliğine İstanbul’a geri dönen fakat Hamburg’a tekrar dönmeye yakın , geçmişinin isi üstüne sinen Reyhan’ın , gönüllü kaybolma hikayesine odaklanıyor.


Aniden kaybolmak isteriz.Alışa geldiğimiz günlerin içinde bir anda geçmişe mutlu anılara dönmek ya da tam tersi geçmişten ,mevcudiyetimizden yeni yepyeni bilmediğimiz bir dünyaya , tanıdığımız  kimsenin bizi  görmediği bir “an” ’da , “aniden”  kaybolmak isteriz ya bazen, işte Reyhan da ,hem geçmişte hem de farklı bir gelecekte kaybolmak istiyor ve kayboluyor...


Reyhan’ı bu kayboluşa sürükleyen nedir peki? Çocukluğunda geçirdiği bacağında sakatlığa sebep olan kaza mı? Yoksa Hamburg’a dönmeye hazırlanırken ortaya çıkan koku duyma yeteneğini kaybetmesi mi? Yoksa geçmişinde yarım kalan hikayeler mi? Bir kayıplar yığını haline dönmüşken Reyhan, geçmişteki eski suretler ve hisleriyle yüzleşiyor. Deniz, balık ve yosun kokuları üstüne bulaşıyor ama o farkında değil. Sonra  o an aslında bu kayboluşun aynı anda bir arayışın hikayesi de  olduğunu anlıyoruz.  Geçmişin üzerinde kendi kokusunu arıyor gibi.


Melisa Önel’in film için verdiği bir röportajda “ Kimsenin kızı, annesi, eşi olmamayı seçmek, çekip gitmek; bunlar bir kadın/bir insan için nasıl olasılıklar taşır? Her şeyden sıyrılmak özgürlük müdür?” sorusu ile kendi yaşamımızda Reyhan olmaya cesaret edebilir miyiz sorusu zihinlerimize gelip yerleşiyor. 


Filmdeki Reyhan’a göre yeni insanlar, yeni suretler, eski ama yeni sokaklar, yeni hayaletler, yeni hikayeler , yeni ürkek deneyimler içinde ki bu arayış , sade , iddiasız , anlık ama samimi.

Reyhan kendi kayıpları içinde  görme engellilerle yolu kesiştiğinde aslında oraya kaybolmak için mi yoksa görünmek için mi girdiğini kestiremeden ilerlemeye devam ediyor. Farklı kayıplar yaşayanlar arasında , fark edildiğini hissettiğinde bir tatmin arzusu ortasında burnu tekrar kanayarak kendisi ile tekrar yüzleştiriyor. Eksik, tamamlanmamış , kimliksiz, arafta, kokusuz...


Reyhan kaybolduğu geçmişte , yaşamındaki suretlerden saklanırken, bir hayalet gibi onların arasında dolaşırken, filmin sonuna doğru annesinin onu hayal meyal görmesi ,Reyhan’ın görünmek mi yoksa saklanmaya çalışmak mı istiyor belirsizliği,  ikisi içinde karşılıklı iki paralel evrenin bir biri ile çarpışması gibi. Kimse kimsenin hayaletine dokunmuyor, fakat biliyor,görüyor ve  kabul ediyor, seçilmiş “an”larına devam ediyorlar görünüyorlar.  

Filmdeki mekanlarda , sahnelerde çok az insan var, sokaklar , mekanlar mümkün mertebe az insanlı az gürültülü.Filmin geçtiği sahnelerde insanlar ya kapalı kapılar ardında ya da ortama dağılmış vaziyette ,bu da Reyhan’ın kendi evreninde yarattığı bir dünyada artık çok insana tahammülü olmadığını gösterir nitelikte.


Sorgusuz , sualsiz işe girdiği Otel’in ise  eskiden çok ihtişamlı zamanları varken artık sessiz sedasız ayakta kalmaya çalışıyor hali, Reyhan’ın bilinçli bir tercihi olduğunu ve arayışında/kayboluşunda eşsiz bir durak oluşu, içinde başka kaybolmaya çalışanlara çarpması onu cezbediyor.


Reyhan’ın çocukluk evi eski gibi dursa da soluk sıcak bir sarı ile Reyhan’ın neden orada dönmek istediğini bize fısıldıyor. Kaçış için biçilmiş kaftan, müthiş bir sığınak. Bu kadar göz önünde bir yerde çok iyi saklanıyor geçmişin hayaletlerinden.


Çocukluk evinde VCR kasetten izlediği,  çocukluğunda  buz pateni yapan haline gülümsemesi ve kasetin yarısında bozulması , Reyhan’ın yarım kalan hikayesinin başlangıcı olduğunu anladığımızda , kayıplar, arayışlar ve kayboluşlar arasında Reyhan ile birlikte İstanbul sokaklarında biz de kendi kayboluşumuzu ve arayışımızı düşünüyoruz.

Sonunda o ferahlatıcı iç çekiş ile birlikte  Reyhan ile buzun üzerinde kusursuz  şekilde kayarak aramaya , değişmeye devam edeceğimizi biliyoruz.  


Melisa Önel’in yönettiği, Defne Kayalar’ın başrolünde başarılı ve etkileyici bir oyunculuk sergilediği Aniden filmi ,dünya prömiyerini Tokyo Film Festivali'nde , Avrupa prömiyerini Rotterdam Film Festivali’nde yaptı.


 Yazan: Hatice Sarıoğlu, Sinemasever, Dalış Eğitmeni, IT sektöründe Operasyon Yöneticisi





 
 
 

Yorumlar


bottom of page