top of page

Arkamı Kollayan Zeytin Ağacı

Güncelleme tarihi: 22 Ağu 2023

Belki bir sofranın köşesinde, belki bir tavanın dibinde, belki de yediğimiz mezenin üstündedir zeytinyağı… Ama kaçımız bu gıda maddesinin aslında farklı farklı ticari sınıfları, çeşitli kalite dereceleri, elde edildiği zeytinlere göre karakteristik özellikleri, duyusal analizi veya tadımı olduğunu biliyoruz? Anadolu coğrafyasının bir zamanlar “Yukarı Mezopotamya” olarak bilinen şimdinin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ne denk gelen kısmına uzmanlar, zeytinin anavatanı gözüyle bakıyor. Peki biz zeytini ve zeytinyağını ne kadar tanıyoruz ve dahası ne kadar önemsiyoruz?


Arka arkaya seri sorular sıraladım ama bunun bir sebebi var. Mesleğim ve ailemden gelen miras gereği, zeytin ve zeytinyağı içinde büyüdüm. İlk gençlik çağlarımda klasik ergen tavırlarının sonucu olarak çok önemsemediğim bu ağaç ve meyvesi, yüksek lisans tezimi yaparken hayatıma ciddi ciddi sızmaya başladı. Doktoramı zeytinyağı üzerine yaparken, 2007’de zeytinyağı tadımıyla tanıştım. 2008’de İtalya’da Bologna Üniversitesi’nde tadım eğitimi aldım. Bir zeytinyağı paketleme firmasında kalite kontrol elemanı olarak 3 ay çalıştım. Sonra yurda döndüm ve zeytinyağı eğitimlerinde İtalyan hocalara 10 yıla yakın süre tercüme yaptım. Bu arada zeytinyağı tadımcısı oldum ve Türkiye’de yapılan bir yarışmada jüri üyeliği görevini yerine getirdim. Yine doktora yaparken, sanırım akademik yorgunluk nedeniyle, sinirsel gerilim yüzünden biraz uzaklaştım sandım ama ilginç bir tesadüfle aslında zeytinin benim hayatımın bir vazgeçilmezi olduğunu anladım.


Kısaca hikaye şöyle; ben 29 yaşımda doktorumun “stresi azaltmaz ve sağlığına dikkat etmezsen potansiyel kanser hastasısın” demesi üzerine kendimi yogaya verdim. Hatta o kadar abarttım ki işim gücüm yoga oldu. Bir ara ailemle ipler gerildi ve ben kendimi İtalya’da Roma parklarında insanlara ücretsiz yoga dersleri verirken buldum. Beş aylığına gittiğim Roma’da son ay paralar suyunu çekince, “Free Yoga” adında bir derneğin davetiyle, kuzeydeki Alassio’ya gittim. Orada Gabriele isimli bir İtalyan Budist ile tanıştım ve benden özel dersler almak istedi. Onunla çalışırken hep evinin yanındaki parkta bir ağaca sırtım dönük dersler verdim. Bu dediğim, 2012 yılıydı. Sonra aradan dört yıl geçti, ben yogayı profesyonel olarak yapmayı bıraktım, üniversitede zeytin, zeytinyağı, mutfak kültürü dersi vermeye başladım. Mayıs 2016’da bir arkadaşımla gezmeye yine Alassio’ya gittim ve ilk günler Gabriele’nin evinde kaldım. İkinci günün sabahı tek başıma yoga yapmak için yandaki parka gittim. Bu sefer yoga matımda ağacı yanıma alarak konumlandım. Pratiğim bittiğinde avuçlarımı birleştirip ağacı selamladım. Gözlerimi açtığımda dört yıl önce sırtımı döndüğüm ağacın zeytin olduğunu fark ettim. Gözlerim doldu ve dedim ki “Bundan sonra sözüm söz, senin için çalışıyorum. Sen her şeye rağmen hep benim arkamdaydın.” Ondan sonra zaten yurtdışı yarışma jürilikleri başladı ve derken kendi şirketimi kurdum. Zeytinyağı markamı daha görünür kılmak için uğraştım ve şimdilerde hayalim olan fabrikayı kuruyorum.


Biliyorum hikaye çok kısa değil ama bundan sonrasını daha özet geçeceğim. Zeytin, yaprakları her zaman yeşil olan, iyi bakıldığında binlerce yıl ayakta kalabilen bir ağaç. Zaten pek çok kültürde kutsal sayılıyor. Aynı zamanda ölümsüzlük, bolluk, bereket, güzellik, barış ve daha bir sürü güzel kavramı sembolize ediyor. Bunun yanında ticari olarak bir sürü sınıflandırması var. O da başka bir yazının konusu olsun. Ama benim için en can alıcı kısmı zeytinyağının da tıpkı şarap gibi tadımının olması. Zeytinyağı tadımcı ile adeta iletişim kuruyor. Eğer kusurluysa başından geçenleri kokular ve tatlar aracılığıyla anlatıyor. Kusursuz ise zaten güzelliğine hayran bırakıyor. İşte ben de 2007 yılında öğrenmeye başladığım bu dili hem yurtdışında İtalya, Japonya, Almanya’daki yarışmalarda jüri üyeliği yaparak, daha iyi öğreniyor hem de Türkiye’de eğitimler vererek meraklılarına anlatıyorum.


Ben hem üreten hem de anlatan taraftayım. Çok keyif alarak yapıyorum bu işi. Kayahan’ın sevgi için dediğini ben de kendime uyarlayayım. Yolu zeytinden geçen herkesle bir gün, bir yerde buluşmak dileğiyle…


Yazan: Dilşen Oktay Ertem


Yorumlar


bottom of page