Edebiyat ve Teknoloji
- Ege Soley
- 26 Eyl 2023
- 3 dakikada okunur
En son ne zaman hevesle kahvenizi yanınıza alıp dikkatlice, saatlerce başınızı kaldırmadan bir kitap okudunuz? Artık teknolojinin gelişmesi, yapay zekânın hayatımızın bir parçası haline gelişi ve küreselleşen dünyada buna çok vaktimiz olmasa da gün içerisinde bu aktiviteye zaman ayırmaya çalışıyoruz. Peki, böylesine keyifli görünen bir olayı neden araya sıkıştırıyor gibiyiz? Neden okumaya, yazmaya, üretmeye vaktimiz yok? Gelin birlikte inceleyelim.
Edebiyat nedir?
Edebiyat, sözlük anlamıyla olay, düşünce, duygu ve hayallerin dil aracılığıyla sözlü veya yazılı olarak biçimlendirilmesi sanatı; yazın, gökçe yazın anlamlarına gelmektedir.
Edebiyat sadece birkaç satırdan oluşan kelimelerin kurallı bir halde yan yana getirilmesinden mi ibarettir? Edebiyat, aslında bir kimliğimizdir. O kimliği var eden, büyüten de dil ve kültürdür. Bu üç kavram olmazsa ne yazık ki insanlar gibi dil, kültür ve edebiyat ölüme mahkum olur. Yukarıda sadece “basit” bir soru gibi görünen cümle aslında çok daha fazla şeyi içinde barındırmaktadır. Edebiyat tabii ki bir eline kahveni de bir eline de kitabını alıp okumakla adlandırılabilecek bir eylem değildir. Edebiyat, bir kültürdür. Biz teknolojinin gelişimiyle, sosyal medyada her geçen gün geçirdiğimiz saatlerin artmasıyla, artık her geçen gün yetişemediğimiz zaman içerinde araya sıkıştırdığımız okumaya, yazmaya düşünüp üretmeye vaktimiz bile olmuyorken biz aslında bir şeyi “öldürdüğümüzü” hep göz ardı ediyoruz. Peki biz kimi öldürüyoruz?
Kendimizi.
Evet, yanlış duymadınız. Biz teknoloji, yapay zekâ ve küreselleşen dünya içerisinde her geçen gün kendimizi öldürüyoruz. Çünkü edebiyatı var eden insandır. Edebiyat, insanla birlikte doğar, büyür, gelişir. Üzüntüsünde, sevincinde duygularına tercüman olur, bir şey öğrenmek istediğinde merakını giderir, bir karara varamadığında ona yol gösterir. Ve daha bir sürü şey. Bunların hepsi ve daha fazlası edebiyat sayesinde olur. Dilini, kültürünü bu sayede öğrenir, ona böyle sahip çıkabilir.
Teknoloji nedir?
Teknoloji, bir sanayi dalı ile ilgili yapım yöntemlerini, kullanılan araç, gereç ve aletleri bunların kullanım biçimlerini kapsayan uygulama bilgisi; uygulama bilimi. Sözlükte bu kadar olumlu ve masumane duran bu satırlar neden artık tehlikeli olarak algılanıyor. Halbuki baktığımızda teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor, uzakları yakın ediyor ediyor ve zamandan tasarruf etmemizi sağlıyor. Neden son zamanlarda herkes teknolojinin zararları üzerinde konuşur hale geldi? Ama nasıl olur? Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı, tek tıkla neredeyse dünya kadar bilgi, görsel sundu, zamandan tasarruf ettirdi. Ama bizim zamanımız yok. Etrafımıza baktığımızda, herkesin dilinde kimsenin zamanı yok, kimse bir şey düşünemediğinden dağılan odaklarından, verimsiz günlerinden söz eder hale geldi. Bu nasıl oluyor?
İnsan için ölüm dışında imkânsız neredeyse hiçbir şey yok. Uzaya çıktık, diğer gezegenleri, canlıları keşfettik, gözlemledik üzerine o kadar yazılar yazdık. Ama söz konusu edebiyata gelince vaktimiz yok. Özellikle sanata, edebiyata vakit hiç yok. Sanatla uğraşmak için her şeyin tastamam olması gerekiyor. Dünyada hiçbir dert, tasa olmamalı. Edebiyat... Edebiyatsa çoğu kişi tarafından ezber olarak görülen sadece bir bilim dalı.
Bu kadar söz sarf ettikten sonra bu soruna veya sorunlara bir cevap aranmalı diye düşünüyorum. Nasıl teknoloji hayatımızı bu kadar ele geçirmişken biz edebiyata nasıl vakit ayıracağız?
1. Biraz yavaşlamalıyız.
Evet, evet tam olarak öyle yapmalıyız. Düşündüğümüzde ne kadar da çok bir yerlere yetişmeye ve bir şeyler yetiştirmeye odaklanmış vaziyetteyiz. Dış dünyada ne olup bitiyor fark etmiyoruz bile. Öncelikle biraz durmalı, yavaşlamalı ve derin bir nefes almalıyız. Sonrasında o yere de yetişir, o sunumu da o ödevi de yaparız, sıkıntı yok.
2. Dinlemeyi öğrenmeliyiz.
3. Zaman yönetimi.
Kesinlikle en etkili ve önemli bir madde. Teknoloji zaten yeterince hayatımızı kolaylaştırıyor ve bize zaman ayırıyor. Biz de günlük planlarımızı yapacağımız işe göre ayarlarsak “her şeye “ vaktimiz kalıyor.
4. Siz.
Artık kendinizle baş başasınız. İster elinizde bir kâğıt kalem olsun ister bir kahve kitap olsun; hiç fark etmez. Sizi yepyeni yolculuklar bekliyor. Karacaoğlan’dan Nedim’e, Tanpınar’dan Kafka’ya kadar uzanan bir yolculuk bu. Neyi isterseniz nereden isterseniz oradan başlayabilirsiniz.
Siz de bu dünyanın bütün koşuşturmalarına rağmen hoş bir sâdâ bırakmak isteyenlerdenseniz tam olarak o kapıdan girmektesiniz. E o zaman hoş geldiniz.
Yazan: Hüsnanur Çınar





Yorumlar