hissetmekten iyi hissetmeye.
- Ege Soley
- 1 Kas 2021
- 4 dakikada okunur

Bu hafta farklı bir yazı ile geldim mail kutularınıza! Geçtiğimiz haftalarda kardeşim Mimoza’dan Mugamag’ın sitesine yazması için bir yazı rica etmiştim, o da bana çok hoşuma giden ve aslında pek de benim yazmadığım tarzda bir yazı yazıp göndermişti. Ben onu bir türlü siteye koyamamışken, dün akşam yaptığımız zoom buluşmamızdan sonra, aslında hissetmenin, hislerimizi tanımanın ve onları oldukları gibi kabul etmenin ne kadar önemli olduğunu yeniden düşünürken buldum kendimi. Ve sonra baktım ki Mimoza’nın yazısı da aslında tam bunun hakkında ve hepimizin işine yarayacak ufak ipuçları hatta bazı ekstra puanlar içeriyor.
Ben de madem öyle dedim ve sizinle bu yazıyı paylaşmak istedim. Sohbeti bir pazar akşamı yaptıktan sonra, Pazartesi sabahı da böyle bir yazıyla güne ve haftaya başlamanın güzel olabileceğini düşünüyorum.
Umarım siz de seversiniz!
Instagram’da sürekli enerjik ve mutlu olan, insanlara motivasyon veren, hoplayıp zıplayan biri olarak tanınıyorum. Yalan da değil, hem doğam gereği, hem de kişisel gelişime merakımdan dolayı zannediyorum “iyi hissetme” işinde iyiyim ve kendimi çok geliştiriyorum. Tabi bunların yanı sıra, kötü hissettiğim günleri ve anları da paylaşmaya çalışıyorum ki, Instagram’ın o yalan dünyasında hayatımın gerçeklerini de sizlere yansıtayım. Peki her zaman enerjik ve mutlu olmasıyla bilinen Mimoza, kendini kötü hissettiği zamanlarda nasıl toparlanıyor? Dilerseniz gelin kendimi çukurun dibinde hissettiğim anlarda neler yaptığımın sırlarını paylaşayım!
1) Hislerini hissedin, onlardan kaçmayın: İlk yaptığım şey her zaman durup kendime “Şu anda tam olarak ne hissediyorum?” diye sormak. Kötü hissediyorsam, tam olarak adlandırmaya çalışıyorum bu hissi. Çaresizlik, kızgınlık, tatminsizlik, kırgınlık ya da endişe? Hissettiğim duygunun ismini koyup onu tanımlayınca, üzerinde çalışmak çok daha kolay oluyor.
2) Neden böyle hissediyorum? Bu soru, sizi olayın köküne indirecek. Duygusal tetikleyicilerinizi bulmanıza yardımcı olacak. Örneğin benim kendimde fark ettiğim şeylerden biri şu; bir şeylerden tatmin olmadığım anlarda ya da bir şey yapabilecekken yapmıyormuşum hissini yaşadığım zamanlarda sosyal medyada çok zaman geçirdiğimi fark ediyorum. Burada asıl tetikleyici sosyal medya olduğundan, biraz ondan uzaklaşmayı seçebiliyorum.
3) Tam şu an ne yapsam bana iyi gelir? Çok büyük düşünüp “Buralardan gitmek istiyorum.” demekten ziyade, tam şu an yapabileceğiniz hangi küçük hareket sizi daha iyi hissettirir? Sevdiğiniz birini aramak? Yürüyüşe çıkmak? Günlük yazmak? Eğer stresli anlarınızda cevabınız yemek yemek ise, bunun büyük ihtimalle duygusal bir seçim olduğunu ve aslında istediğiniz şeyin yemek yemek olmadığını fark edebilirsiniz, bu noktada hislerinizi ve vücudunuzu iyi dinlemenizi öneririm! Belki de o an balkona çıkıp derin nefesler almak, size yemek yemekten daha iyi gelecektir.
4) Akışta hissettiğiniz (flow anını yakaladığınız) bir aktivite yapın. Bu aktivite, yaparken kendinizi kaybettiğinizi hissettiğiniz, zamanın nasıl geçtiğini anlamadığınız, sizi hem gerektiği kadar zorlayan hem de gerektiği kadar eğlendiren bir aktivite olmalı. Bazıları için bu yemek yapmaksa, bazıları için bir enstrüman çalmak, bazıları için ise DIY aktiviteleri olabilir.
5) Hareket edin: Spor yapmak, evde kendi kendime dans etmek bana kesinlikle çok iyi geliyor. Spor yapmaya üşendiğim bir dönemdeysem, yürüyüş yaparak vücuduma hareket etmeyi hatırlatıyorum zaten birkaç gün sonrasında vücudum harekete alıştığı için daha fazlasını istiyor ve bu şekilde spora tekrar dönüyorum. Spor yapmadığım dönemlerde zihnimin normalden çok daha zorlandığını ve yorulduğunu hissediyorum.
6) Doğaya çıkın. Çimenlere çıplak ayak basarak toprağa bütün negatif enerjinizi bıraktığınızı hayal edin. Güneşlenin. Ağaçlara, bitkilere dokunun. Çiçekleri koklayın. Bu her zaman iyi gelir.
7) Stoik düşünce yapısının ana maddesi, değiştirip değiştiremeyeceğimiz şeyleri birbirinden ayırmaktır. Hayatta başımıza gelen bazı şeyler hakkında bizim yapabileceğimiz hiçbir şey yoktur ve bu nedenle bu konular hakkında oturup sıkılmak aslında çok da mantıklı değildir. Bu gibi durumlarda tek kontrol edebileceğimiz, gerçekleşen bu olaylara bizim nasıl tepki verdiğimizdir. Zaten bu belli başlı olayların kontrolünün elimizde olmadığını kabullendiğimiz zaman, omzumuzdan bir nebze de olsa yük kalkacaktır.
8) Hissettiklerinizi bir arkadaşınız hissediyor olsa, ona ne tavsiye verirdiniz? Bu soruyu düşündüğümüzde, çoğunlukla fark ederiz ki, arkadaşlarımıza ve ailemize gösterdiğimiz şevkati, kendimize göstermiyoruz. “Seni anlıyorum, böyle hissetmekte haklısın. Ama bir düşünsene, bundan 5 sene sonra hatırlamayacağın ve hayatını etkilemeyecek bir şey bu, o yüzden çok da strese sokma kendini.” derdiniz belki, değil mi? E neden kendinize bu anlayışı gösteremiyorsunuz?
9) Bol bol şükredin. Sahip olduğunuz her küçük şeyi fark edip, onlar için teşekkür ettiğinizde otomatik olarak güzellikleri ve olumlu olayları görmeye programlayacaksınız beyninizi. Siz güzellikleri görmeye başlayınca da, karşınıza daha da güzelleri çıkacak.
10) İçinizden olumlamalar tekrar edin. Evet belki o an ilk başta söylediğinize inanmıyor olacaksınız ama emin olun beyniniz yaşadığıyla gördüğü/duyduğu arasındaki farkı bilmiyor. Bu nedenle siz söyledikçe, o hisse bürünmeye başlayacak, kendinizi çok daha iyi hissetmeye başlayacaksınız. “Arzu ettiğim hayatı yaratıyorum”. “Kendimi olduğum gibi kabul ediyor ve seviyorum.” “İstediğim şeyleri kolaylıkla başarıyorum”. “Mutlu olmayı ve kendime şevkat göstermeyi seçiyorum.”
Ekstra puan olarak ise, bana iyi gelen kişisel gelişim podcastlarını dinlemek ve Youtube kanallarını izlemek var. Sizlerle sevdiğim birkaç İngilizce podcast ve kanalı paylaşmak isterim:
Podcast’lar şunlar: – On Purpose with Jay Shettyii. The Tim Ferriss Show – The School of Greatness – Super Soul by Oprah Winfrey – Feel Better, Live More with Dr. Rangan Chatterjee – The Man Enough Podcast – Delicious Ways to Feel Better by Deliciously Ella b.
Youtube kanalları da şunlar: – Hindz – Unjaded Jade – Radhi Devlukia iv. Matt D’Avella – Nathaniel Drew – Struthless Umarım bana iyi gelen bu yöntemler, size de karanlık çukurlarda hissettiğiniz anlarda iyi gelir. Unutmayın ki bazen durduk yere kötü hissetmek veya aklımıza nereden geldiğini anlamadığımız negatif düşüncelere kendimizi kaptırıp gitmek çok normal. Böyle zamanlarda tek yapmamız gereken, hissettiklerimizi hissetmemize izin vermek ve her türlü negatif düşünceyi dışarıdan izleyip, gelip geçmesine izin vermek. Hem ne derler, gecenin en karanlık anı, şafak sökmeden az önceki andır!
*Virginia Woolf çizimi: Emmanuel Guiho




Yorumlar