top of page

İyilik, Güzellik



Seneler seneler önce bir arkadaşım ciddi bir beyin ameliyatı geçirmişti. Operasyon problemsiz tamamlandıktan sonra geçmiş olsun ziyaretine gittiğimizde ise bize operasyon sırasında ayık olduğundan ve doktorların ondan sürekli konuşmasını, bir şeyler anlatmasını istediğinden bahsetmişti. Tümor, beyninin konuşmayı sağlayan bölümünden alınacağı için, mantıklı bir şekilde konuşmasının bozulmadığından emin olmak istemişti doktorlar. Sürekli bir şeyler anlattım durdum, inşallah çok saçmalamamışımdır demişti gülerek. Hatta operasyon sorunsuz geçmiş bile olsa ara ara konuşurken çok fazla düşündüğünü, (evet hiç unutmuyorum bunu nedense) muz yerine hep buz dediğini ve bunun asla önüne geçemediğini söylemişti. O zamanki şaşkınlığım hala dün gibi; o güne dek hiç duymadığım, dinlerken bile insanın içini bir tuhaf yapan bir yöntemdi bu.

***

Ve yine seneler seneler sonra çok benzer bir haberle karşılaştım geçen gün. Dagmar Turner isimli keman sanatçısı bir kadının benzer şekilde bir beyin ameliyatı olması gerekiyor ve bu kez tümörün alınacağı yer sol elinin hareketlerini etkileyen bölge olduğu için doktorlar ondan operasyonun belirli bir noktasından itibaren keman çalmasını rica ediyorlar. Gerçekten Dagmar ameliyat sırasında bir yandan beyninin içinde olabilecek en hassas ve detaylı çalışmalar yapılırken bir yandan da gözlerini kapatıp kemanıyla ameliyathanenin o sevimsiz beyaz ışığının altında yumuşacık bir Besame Mucho çalıyor.

Operasyonun sonu ise iyilik güzellik; Turner üç gün sonra hastaneden taburcu oluyor ve kısa bir süre sonra çaldığı orkestralara geri dönmeye hazırlanmaya başlıyor.

**

Bunları neden anlattım peki?

İlham denen şeyin bazen hayatın en tuhaf yerlerine saklandığını size hatırlatmak için.


Bazen hayatta olup bitenler de tam olarak bu muameleyi yapıyor işte bize. Yat buraya diyor, sakın kımıldama. Çok zorlanacaksın ama söz veriyorum sonunda her şey iyi olacak. Telaşlanma, soru sorma, bana güven. En iyi ne yapmayı biliyorsun? Hayatta neyi kaybetmek istemiyorsun? Kendini ne ile tanımlıyorsun? Şimdi sıkıca, sadece ve sakince ona tutun. Gerisi bende. Kapat gözlerini. Bak içine, bi dinle ne diyor sana. Söylemeye, çalmaya, anlatmaya, yazmaya, çizmeye, dinlemeye, sevmeye, koşmaya devam et. Başka hiçbir şey yapma. Sakın korkma. Buraya ne yapmaya geldiysen, bugüne dek neye dayanıp da düşmediysen sadece onu yap. Bir süre böyle. Kısa bir süre olmayabilir, belki bir aksilik olur biraz uzun sürebilir. Ama elbet biter. Bu sevimsiz beyaz ışık kapanır gider, eninde sonunda güneş ışığı odana girer.


Bugün buraya bu fikri bırakmak istedim, belki birimizden birine ufacık fayda eder.

Hayat başımızın, kalbimizin, midemizin, sırtımızın içinde bir yerlerde küçük küçük ayarlamalar yaparken, atan sigortalarımızı tamir edip tıkanmış borularımızı temizlerken elimizden gelene, elimizden gelenin geldiği kadarına tutunmak, belki gözlerimizi hiç açmadan, korksak da çaktırmadan devam etmeye çalışmak iyi gelir.

Çünkü bazen unutsam da aslında biliyorum ki hayat çok başarılı bir cerrah, çok sağlam bir tesisatçı, çok iyi bir tamircidir. O mutlaka iyi halleder, toparlar, temizler.


Sonra gün gelir her şey bitince biz arkamıza bakıp deriz; zorlandık ama bugünlere iyi geldik.




 
 
 

Yorumlar


bottom of page