top of page

Kıyı Saati

Güncelleme tarihi: 22 Ağu 2023

Kıyındayım. Sakin değil hiç kıyıların, bu değil aradığım yalnızlık.

Çok yorgundum belki, çok sessiz, çok küçüktüm, çok büyüdüm. Her seferinde kıyına geldim, beni sakince kabul etmeni bekledim.


Cömertliğini başka yerde bulamadım sana geldim, sonsuzluğunu başkasında bulamadım sana geldim, karanlığını başkasında göremedim sana geldim. Her seferinde kıyına geldim, beni sakince kabul etmeni bekledim.

Adım adım, ürpere ürpere, sakince, usulca geldim. Serinliğine muhtaç olduğum için değil, rengine hayran olduğum için değil, içinde kaybolduğum için geldim, içimdeki ses beni sana çağırdı da yaz kış sana geldim. Küçüktüm geldim, büyüdüm geldim, ben duruldum, boğuldum, korktum, sana geldim.


Üç adım attım sana, kıyında sayılırım hala, hiç arkama bakmadan, ezbere… Yüzüm sende, maviliğinde, sonsuzluğunda gözüm. Her defasında aynı heyecan, acele etmiyorum adım adım, bütün kış bu anı bekledim. Sırtıma vuruyor gürültü, göğsüm sana dönük, her şey daha kötü geliyor gözüme dışındaki, yapayalnız hissetmeye geldim, bütün kış bu anı bekledim. Hep aynı huzursuzluğum, var olduğum yerdeyim, olmam gereken, olmama izin vereceğin yerdeyim.


On adım daha atsam ayağım yerden kesilecek. İçinde süzülmeye geldim, yüklerimden, ağırlığımdan kurtulmaya geldim. Oysa ayağımı yere sağlam basacak olsam en son gelmem gerekendin. Ben sana hayal kurmaya, nerede doğduğumu hatırlamaya geldim.

Karnındayım. Biraz daha büyümüş bugün karnın. Tam da buydu aradığım yalnızlık.

Öyle bir his ki başkasına en ufak zararın dokunsa kolundan yakalayamam, ayağa kaldıramam ama hiç zararın dokunamaz bana; dalgaların deviremez, soğuğun beni üşütmez, dışardaki gürültü bana kadar gelemez. Karnındayım.


Belki burada var oldum, belki buydu huzursuzluğum. Çocuğum…

Öyle bir his ki hangi kıyından gelsem, hangi mevsimine denk getirsem ezbere biliyorum seni. Tuzun hep aynı, sonsuzluğun hep aynı, ferahlığın, cömertliğin, anneliğin hep aynı. Kıyılarını gezmeden, sahiline girmeden, kalabalığını duymadan biliyorum seni. Kendim gibi…

Hafifliyorum, sakinliyorum, esiyorum içinde. Bir parçan oluyorum, nefes aldığımı hissediyorum, tekrar tekrar içinde var oluyorum. Başım suyun üstüne çıkmasın diye hevesle, sesini duymam lazım, kalabalığın gürültüsünden uzak, şeffaflığın büyülü. Daha derinlere gidip yukarı kaldırıyorum başımı, gökyüzü bile başka buradan baktığımda. Saçlarıma senden daha iyi gelen yok, derim buruşuyor ama kimsenin şikayeti yok. Bir ömür içinden baksam gökyüzüne sıkılmam. Kıyındayken insan bakmayı unutuyor. Burada her şey sır, sesler çok uzaktan geliyor, bir tek ben var oluyorum içinde, her defasında yeniden doğuyorum, içinde.

Ben derinlerine indikçe sen yukarı çıkarıyorsun, çırpındıkça uzaklaştırıp derinleştikçe karanlıklaşıyorsun. Korkmuyorum ama biliyorum beni istemiyorsun. Bir dünya sığdırıyorsun içinde bana yer bulamıyorsun. İçine girince hatırlayıp kıyına ayak basınca unutuyorsun, beni tekrar tekrar doğurup sonra bağını koparıyorsun.


Hatırlamıyorsun. Ben orada var oldum. Belki ondan dönüp dolaşıp gelmelerim, nefes aldığımı bir tek orada hissedişim. Orada olmam gerektiğini bana sen söylüyorsun. Beni beslemesen de olur; ben senden geldim, yine sana dönmeliyim.


Benim için bir yer var ama sen bilmiyorsun. Dünyaları sığdırıp çocukluğunu içine sindiremiyorsun ve dönüp dolaşıp tüm yerleri sen kaplıyorsun, her yer sen kokuyorsun.

Çünkü orada olmasına izin verdiğin her şeye nefret doluyum.

Belki burada var oldum, belki burada sonum. Çocuğum…

Bizim için yer var orda hissediyorum.

Ben

ve

çocuğum


Yazan: Çağla Semerci


Yorumlar


bottom of page