top of page

Kendi Yolunun Peşine Düşen Tüm Kadınlara

Güncelleme tarihi: 22 Ağu 2023

“Dışarı bakan rüya görür, içe bakan uyanır” demiş Jung. Benim yaklaşık 3 sene önceki kendime dönüş yolculuğum da böyle başladı. 30 yaşıma kadarki hayat yolculuğumda benim dışımdaki herkesi merkezime alıp, kendimi sadece konuk oyuncu rolüne layık görmüştüm. Doğruluğuna inanmaya kendimi zorladığım hikayeler bütününü yani tabir-i caizse bir rüyayı yaşıyor gibiydim. Bunu da neden yaptığımı sonradan başladığım ve hayatta aldığım en iyi kararların başında gelen terapi seanslarında anladım. Sadece sevilmek ve değerli hissetmek isteyen küçük bir kız çocuğu gibi oradan oraya savrulmuştum, tıpkı diğer birçok kadın gibi…


Hayatımı iki döneme ayırmak çok da yanlış olmaz sanırım; 0-20 ve 20-30 yaş arası olarak. 20 yaşına kadar hayattaki doğrularımı, değerlerimi ve kararlarımı ailemin özellikle de babamın sevgisini ve onayını kazanmak için şekillendirmiş ve kendimi pek fazla dinlememiştim. Bildiğim tek bir gerçek vardı, eğer derslerime çalışır ve çok başarılı olursam hayatta başka bir şey yapmama gerek kalmaz, bu şekilde sevilir ve fark edilirdim. Çünkü çocukluğumdan beri böyle bir ezberle büyümüştüm, bunun dışında başka bir seçeneğin farkında değildim. Eğer başarısız olursam ve sınıftaki/okuldaki o “en” kişisi olamazsam o zaman sevilmeye değer olamazdım.


20 yaşıma geldiğimde ise üniversiteye başlayalı 2 yıl olmuştu ve hayatımın ilk ciddi ilişkisini yaşamaya başladım. 0-20 yaş arasındaki kabullerimin çoğunu bu ilişkiye taşımam kaçınılmaz oldu tabi. Çok sevildiğimi hissettiğim bu ilişkinin içinde giderek sınırlarımın ihlal edildiğini ve kendi doğrularımı yaşayamadığımı, aslında kim olduğumu unuttuğumu fark etmem çok uzun zaman oldu. Çünkü buradaki Ecehan da çok sevilmek ve değer görmek için daha az hayır demesi, daha az düzen bozması ve daha az ses çıkarması gerektiğine inanmıştı ya da inandırılmıştı…Bu beraberlik üzerine bir de evlilik inşa ettik, çünkü ilişkinin geleceği için de evlilik bir başarı göstergesiydi ve herhangi bir konuda başarısız olmam söz konusu bile değildi 🙂


Aynı zamanda iş hayatı da bir yandan başlamıştı. Burada da durum çok farklı ilerlemiyordu ve bu asla tesadüf değildi. Yöneticileri onu takdir etsin ve sevsin diye kendini en acımasız şekilde eleştiren yine kendimden başkası değildi. Kendimce belirlediğim başarı kriterleri eşliğinde bir çarkın içinde dönüp durduğumu ve bunun aslında beni hem mental hem fiziksel olarak nasıl etkilediğini fark bile edemiyordum.


30 yaşına gelince ne oldu da farkına vardın derseniz, ben 30 yaşının alametifarikasına inanıyorum dostlarım. Gerçekten ne istediğime ve hayat yolculuğumdaki rotamın seyrine odaklanmaya başladım. Bu kadar süreden sonra nasıl yalnız kalırım ve bu düzene nasıl ayak uydururum derken 10 yıldır hayatımdaki kişiyle yollarımı ayırmakla başladım ve boşandım. Tüm düzenimi, evimi hatta aynı sırada işimi bile değiştirdim🙂Hiçbiri kolay değildi ama bu dönüşüm yolum için herkese söylediğim bir cümlem var: Kendi yolumun peşine düştüm ben. Kendi yolunun peşine düşen tüm canım kadınlara da sıkıca sarılmak ve cesaret vermek isterdim.


Maalesef hazır bir reçete veremeyeceğim belki ama kendi yaşadıklarımdan da yola çıkarak neler yapabileceğinizle ilgili birkaç kelam edebilirim sanırım:


● Öncelikle çok klişe ama gerçekten korkmayıp nereden tetiklendiğinizin peşine düşün. Gerçekten ne yaşadınız ve burada hissettiğiniz duygunun karşılığı tam olarak neydi bunun adını koyun. Sizi rahatsız eden ve değiştirmek istediğiniz şeylerin üstüne gitmekten kaçmayın derim ama bu kolay mı asla değil yalan söylemeyeceğim :)

● Utanmadan, sıkılmadan ve en çok da kendi sınırlarınızı da gözetmek adına “Hayır” demeye başlayabilirsiniz, korkmayın kimseyi kaybetmeyeceksiniz. Ya da bazılarını kaybedeceksiniz ama kendinize daha çok yaklaşacaksınız.

● Tam da bu noktada çokça okumak hem kendinizi hem de hayatınızdaki diğer kişileri daha iyi anlamak için mükemmel bir rehber. Tabi ki sadece pozitif mesajlar vermekten ibaret boş kişisel gelişim kitapları değil belki ama kendi hikayenize de yardımcı olacak birçok kaynak olabilir.

● Hayatınızda sizi sizden daha da iyi tanıyan dostlarınıza sıkı sıkı sarılın ve yaşadığınız duyguları anlamlandıramadığında onlara açın içinizi mesela. Benim hayatımda en çok şükrettiğim alanların başındadır burası, dostlar önemli, onlar da benzer süreçlerden geçiyor ayrıca unutmayın.

● Bir de benim için de listenin başında gelen bir uzman desteği, sizin kendi kendinize adını koyamadığınız birçok duygu ve yaşadığınız birçok olayın iç yüzü bazı terapi seanslarında pat diye ortaya çıkabilir, inanın bana :) Ve desteği azımsanmayacak kadar büyüktür bu kim olduğunuzu bulma yolunda.

Yaşadığımız bu sancılı ama aslında pek de keyifli kim olduğumuzu bulma yolculuğunda yalnız olmadığınızı tekrar hatırlatarak ve kendinize yaklaştıkça hayatın tadını daha fazla almaya başlayacağınızı da söyleyerek yazımı sonlandırıyorum.

Sevgiyle kalın.


Yazan: Ecehan Kaylan


Yorumlar


bottom of page