Mutlu Olmak & Mutlu Kalmak
- Ege Soley
- 1 Ağu 2024
- 1 dakikada okunur
Mutluluk nedir? Mümkün müdür, değişken midir? Kafdağı'nın zirvesinde mi yoksa ellerimizde midir? Farklı perspektiflerden bireysel ve gruplar hâlinde pek çok defa sorulmuş bu sorulara Freud’un kelimelerinden bir cevap aradığımızda, insanların mutluluk tanımlarının iki ayrı düzlemde ilerlediğini görürüz: Acından kaçınmak ve yoğun haz duymak. Bu tanım bizi haz ilkesine götürür.
Freud, başlangıçta ruhsallığın haz ilkesi egemenliğinde sürdüğünden, mesela bir annenin yeni doğan bebeğine bakım verirken aslında buna yakın bir sistem kurduğundan bahseder. Acıdan uzak kalıp mutlak mutluluğu hedefleyen haz ilkesi elbette faydalıdır fakat bazı durumlarda uygunsuz hatta tehlikeli olabilir. Aşırıya kaçan doyum arayışları, bağımlılıklar buna örnek olarak gösterilebilir. Mutluluğu koruma arzusu ise mutlu olmanın da ötesindedir ve mutlak haz gerçek dünyada pek mümkün değildir. Bunun için farklı ihtiyaçların aynı anda giderilmesi gerekir ki bu ancak dönemsel olarak sürdürülebilir. Üstelik bir kere mutlu olmak ve sonra mutlu kalmak akla ancak huzur, konfor, güven duygularını getirir ve bu pek heyecan verici değildir.
Mutluluk kavramı acıdan bütünüyle kaçınmak ve daima haz duymakla sınırlı değildir. Gerçekliğin içinde hayal kırıklıklarıyla baş edebilmek, hazzı erteleyebilmek, değişip dönüştürebilmek, acıyı ve hazsızlığı da kabul edip acının ardından yeniden haz sağlayabilmek önemlidir. Böylece zıtlıklardan inşa edilen mutluluk zamanları yaratılabilir. Bireysel öykü içinde haz ilkesi ile gerçek ilkesi arasında denge kurmak da ancak ruhsallığı ve benliği mümkün olduğunca iyileştirip güçlendirerek mümkün olabilmektedir.
Kaynaklar ve okuma önerileri:
Sigmund Freud, “Haz İlkesinin Ötesinde - Ben ve İd”, Metis Yayınları.
Sigmund Freud, “Formulations on the Two Principles of Mental Functioning”
Yazan: Çağnur Denişik, Klinik Psikolog





Yorumlar