Romantik İlişkilerde İlgi Bağımlılığı
- Ege Soley
- 22 Ara 2023
- 2 dakikada okunur
Partnerinizden ilgi veya destek alamadığınızda, size bir şekilde zaman ayıramadığında öfkeden deliye döndüğünüzü fark ettiğiniz oldu mu? Ya da partnerinizden çok fazla talepte bulunduğunuza yönelik geribildirimler aldığınız? Bunlardan birine ya da her ikisine de cevabınız evet ise, içinizde bir yerlerde kendisini bağımlı hisseden çocuksu bir yanınız aktif olabilir.
Özellikle romantik ilişkilerde karşımıza çok çıkar bu bağımlılık teması. Partnerlerden biri diğerine büyük oranda bağımlı hissettiğinden, başta ilişki tatlı tatlı gitse de zamanla sorunlar çıkmaya başlar. Örneğin, partnerinizin zamanının çoğunu hep sizinle geçirmek istemesi başlangıçta seviliyor hissettirse de zamanla boğucu olmaya başlar. Ya da partneriniz hiçbir fikrinizin olmadığı konularda destek için size geldiğinde ve o desteği veremediğinizde size öfkelenerek sizi çaresiz hissettirebilir. Peki neden böyle yapıyor? Bağımlı hisseden yetişkinlerin çocukluklarına baktığımızda şu tablo sık karşımıza çıkmaktadır: ya ebeveynleri aşırı kaygı ve evhamlı olduklarından çocuklarının her adımını dikkatle takip ederek, tehlike algıladıkları anda engel olarak ve bir şekilde çocuğun sağduyusunu küçümseyerek çocuğa yetersiz hissettirmiştir ya da çocuğun bakım, ilgi, empati, anlaşılma, yeterlilik, kimlik gibi ihtiyaçlarına cevapsız kalmışlardır. Bir örnek vermek gerekirse, evin içinde çok kaygılı bir
anne hayal edin. İşten eve geldiğinde yerinde duramayan, bunaldığından dolaba gidip yiyeceklerle veya içki ile kendini uyuşturan ve evde öfke ile gezen bir anne olsun. Bu kişinin çocuğu bu anlarda yanına gelip de kendisinden bir talepte bulunduğunda, annenin ona bağırıp, başından attığını düşünelim. Burada çaresiz hisseden çocuk ilk olarak kendisini suçlar. “Annem zor bir gün geçiriyor ve benim bu zor günde onun ilgisine hakkım yok” diye düşünecek ve kendi isteklerini bastırarak, annesinin talebine uymayı öğrenecektir. Elbette çocuklar bu şekilde tanımlamaz ve farkında olmazlar ama öğrendikleri budur. Bu noktada ebeveyn ile çocuk rolü değişmiş olur. Çocuk ebeveyn, ebeveyn ise çocuk olur. Yani, “ben zor durumdayım, kötü hissediyorum, çocuğum benden bir şey talep etmesin çünkü ilgiye ihtiyacı olan benim” ya da “onunla ilgilenecek halim yok, talep etmemeli” diye düşünür ebeveyn. Çocuk da bunu öğrenir. Oysa çocuğun en büyük hakkıdır o andaki ilgi ve buna muhtaçtır; bu ilgiyi alabildiği zaman kendisini değerli ve yeterli hissedecektir. Değerli hissedecektir çünkü kendi ihtiyaçlarının görüldüğünü görecektir. Yeterli hissedecektir çünkü kendi ihtiyaç ve
isteklerini talep edecek gücü olduğunu deneyimleyecektir. Yani, ilgilenilmek için ve böylece kendi benliğini değerli ve yeterli görebilmek için yetişkine bağımlıdır. Bu tür deneyimleri çocuklukta çok yaşamışsa yetişkin, büyüdüğünde bu örüntü sürer. Özellikle partneri onunla ilgilenmediğinde aynı çaresizliği yaşar, kendisini yine suçlar. Bu duyguları adeta bir çocuğun içgüdüleriyle yaşar. Partnerinin ilgisine bağımlı hissettiğinden, ilgiyi alamadığı en ufak anda öfkeden deliye dönebilir, bu öfkeyi dışa vurmaması gerektiğini öğrendiğinden bununla ne yapacağını şaşırır ve partnerinden talepleri ağırlaşır ya da yıkıcı olur. Aslında geçmişte annesinin ona yaptığını şimdi o partnerine yapmaktadır: “benim ilgiye senden daha çok ihtiyacım var çünkü ben zor anlar yaşıyorum” diye düşünen yetişkin, partnerinden kendisine aslında ebeveynlik yapmasını, hatta geçmişte yeterince ilgilenemeyen ebeveyninin yerine geçmesini talep etmektedir. Ancak bir romantik ilişki karşılıklılık ilkesine dayanan bir alma-verme ilişkisi olduğundan, bu örüntü ilişkiyi zedeleyecek ve ihtiyaçlarla istekler yine karşılanmadan kalacaktır.
Yazan: Klinik Psikolog Aylin Çakır





Yorumlar