U dönüşü.
- Ege Soley
- 16 Ağu 2022
- 2 dakikada okunur
Muhtemelen yedi sekiz yaşlarında, ilkokuldayım. Babamla hafta içi bir akşam yemeğine gitmiş, eve dönüyoruz. Anne babası ayrı olarak büyüyenlerin ya da eşinden ayrı çocuk büyütenlerin hemen anlayabileceği, basit bir senaryo. Çocuk uykusundan eksik kalmasın ama babasını da görsün, ödevlerini hızlıca bitirsin, hızlıca bir yemek yensin, sonra da geç olmadan annesinin evine dönsün konulu bir kısa film. Evin önünde geliyoruz; bizim ev hemen yolun üzerinde, yokuşun başındaki ilk ev. Fakat bu yönden geldiğimizde evin önünde durabilmek için birkaç metre daha ileri gitmek, sonra da hemen oradaki U dönüşten dönmek gerekiyor. Fakat babam, her zamanki tez canlılığından olacak, o U dönüş noktasına kadar gitmiyor hiç, evin hizasına geldik mi doğrudan yolu kesip sapıveriyor yokuşa doğru. Kaç kez başka arabaların bize sinirle korna çalışına, hatta ani frenler yapışına şahit oluyorum fakat babam pek de oralı görünmüyor.

O akşam ama nasıl oluyorsa oluyor, baba buradan sapmasan da şu ilerideki U dönüşten mi dönsen diyorum, burası tehlikeli geliyor bana. Babam da hemen kabul edip, bir dahaki seferlerde artık mutlaka oradan geçeceğini söylüyor bana. Seviniyorum.
Bir sonraki sefer de çok geçmeden geliyor. Hemen o hafta sonu, yine bir yerlerden dönerken bu kez gerçekten yolun ortasından sapmayıp ileriden yavaş bir U dönüşü yapıyor babam. Hatta gururla yanındaki kız arkadaşına dönüp kızım buradan dönmemi istedi benden gibi bir şeyler söylüyor. Ben ne kadar mutlu oluyorum size anlatamam. Sözüne değer verilmesi ne güzel his, o gün ilk kez fark ediyorum. Anlık ama kocaman bir zafer bu benim için. Araba yokuşun başında duruyor, ben inip eve giriyorum.
Şimdi diyeceksiniz ki nereden, neden hatırlıyorsun bunları. Anlık zaferlerin kazanılması da, kaybedilmesi de benim içimde bir yerlerde haber değeri taşıyor, belki de ondan. *** Bir sonraki hafta, yine erkenden yenmiş bir akşam yemeğinden dönüyor, kendimizi yine malum noktada buluyoruz. Ben o U dönüşüne kadar ilerleyeceğimizden artık çok emin olsam da yine de heyecanla bekliyorum ne yapacağını babamın. Oysa kendisi evin hizasına geldiğimizde hep yaptığı gibi yine karşı şeride atıveriyor kendini, sonra da hızlı bir manevrayla evin önünde duruyor.
Hani rica etmiştim ya, U dönüş zaten hemen şuracıktaydı ya, hem böyle insanlar bize kızıp korna çalıyorlardı ya, bir de zaten yaptığımız yasak ve tehlikeliydi ya. Hepsi buhar olup uçuyor.
Benim ricam da, babamın bana hak verip arkadaşına bundan bahsedişi de hiç kimsenin izlemediği, unutulmuş bir film gibi tarihte kaybolup gidiyor. Ne hatırlanıyor, ne bir daha bahsi geçiyor.
Ve babam bir daha, hatta bugün bile hala, hiçbir şekilde o U dönüşünden dönmüyor. *** Bugün anlatılınca bir insanın hayatında toplu iğne ucu kadar yer etmeyecek kadar küçük bir hikaye. Ama siz de bilirsiniz ki insana en çok küçük hikayelerin unutulmayan hisleri dokunuyor. Bazen öyle bir şey oluyor ki, bir türlü dönülemeyen bir U dönüşü otuz sene unutulmuyor. Çünkü galiba kaç yaşında olursa olsun, insan sözüne değer verilsin, sesine karşılık gelsin, sorusuna cevap gelsin istiyor.
Çünkü her şey bu kadar basit, yapmakla yapmamak arasında salınıyor. Çünkü her şey bir seçim, bir söze değer vermek ya da unutmak arasında gidip geliyor. Çünkü her şey eninde sonunda bu kadar.
Verilmeyen toplu iğne başı kadar bir değer, tahmin bile edemezsiniz, hayatta neleri neleri değiştiriyor.




Yorumlar