top of page

Şairin Dilemması

Güncelleme tarihi: 22 Ağu 2023

Ben Gizem, yaşım otuz iki. Yaklaşık 20 aylık bir oğlum var. Çocuk sahibi olmadan önce çocuklarının yaşlarını ay olarak söyleyen annelere sinir olurdum, şimdi ben de onlardan biri oldum. Fakat şunu kabul ediyorum; o yaştaki bebeklerin gelişimi ay ay çok büyük sıçramalar yarattığı için, aylık söylemek mantıklıymış. Ama bunu sadece çocuğu olan arkadaşlarım sorunca yapıyorum, çocuğu olmayan biri sorduğunda exceldeki gibi =yukarı yuvarla deyip iki yaşında diyorum.


Her neyse ne diyorduk, ben Gizem. Yaklaşık 2 yaşında bir oğlum var (yeni gelen çocuksuzlar için), son 2 haftadır tek başıma bakıyorum oğluma. Eşimle boşanmadık, yurtdışına yerleşeceğimiz için onun önden gitmesi gerekti. Bir süre tek başıma bakım vereceğim. İlk başta bu durumdan çok gözüm korktu, yapamam gibi geldi. Eşim varken sorumluluğu ciddi ciddi bölüşüyorduk, hatta bazen onun benden daha çok bebek bakımını alıp benim ev işi ile ilgilendiğim durumlar olasıydı tahmin edersiniz ki. Tabi çocuğunuz varsa tahmin edebilirsiniz. Fakat sonra bir gün geldi, baba figürü yok oldu. İşte o zaman bir şey oldu, oldu yani. Hem annelik hem de babalık da yapılabildiğini test etmiş oldum. Annemin bir lafı vardır; Allah dağına göre kar verir diye. Valla tek tanrılı inanca göre bir yaradan bana sabır mı bahşetti yada ateist düşünce ile kendimi koşullara hazırladığımdan beynim güçlü durmamı mı sağladı bilemiyorum. Ne olduysa çok iyi oldu ama.


Fakat her zamankinden biraz daha fazla yoruluyorum. Bazen eşime telefonda şey diyorum; boşanmış olsak en azından hafta sonu çocuğu sana bırakabilirdim, şimdi 7/24 bende. Anneme anlatsam "o nasıl şaka kızım" der.


Adım Gizem, yaklaşık 2 yaşında oğlum var demiştim, yaklaşık bir yıldır da terapi alıyorum ondan henüz bahsetmedim. Anne olduktan sonra ilk 9 ay lohusa depresyonundaydım, şimdi üstünden zaman geçince anlayabiliyorum. Anne olduktan sonra her türlü düşünceye bürünebilirsiniz; ben bu çocuğa yetemeyeceğim gibi mesela. Annelerin kendini en sık eleştirdiği ve en üzdüğü konu. Ben mesela bunu hiç yaşamadım. Çünkü hayata sıfır bilgi ile gelen bir bebek yani, nasıl yetmeyeyim. Her şey için benim gözümün içine bakıyor, evet belki 18 yaşına gelince ben ona yetmeyeceğim. Çünkü muhtemelen tüm okul bilgim sıfırlanarak IQum biraz düşmüş olacak. Ama bebek ya bu, istersen Arapça öğret onu alır. Sen nasıl ona yetemeyebilirsin.

Kızdığıma bakmayın, bu da çok anlaşılabilir bir depresyon konusu bu arada. Saygı duyarım. Ha ben şimdi ne hissettim, neyin tribine girdim yazınca götünüzle gülebilirsiniz o ayrı. Ben doğumdan sonra şu kafaya girdim; bundan sonra hayatım asla eskisi gibi olmayacak. Aslında o kadar haklıymışım ki, geriye dönüp baktığımda kendimi alnımdan öpüyorum kız. Ve gerçekten de hayatım asla eskisi gibi olmadı. Ama benim bunu idrak etmem epey sürdü, sürüyor. En büyük hayal kırıklığını; bir daha istediğim zaman konsere gidemeyeceğim diye düşünüp ağladığımda anlamıştım. Evet kızım tabi ki gidemeyeceksin, istediğin konsere bebek büyüyünce gitsen bile; gündüzden yiyeceklerini, onunla yatacak kişiyi ayarlayacaksın, her şeyin %100 tamam olduğundan emin olman lazım. Artık spontane hayatlar bitti, nanay yani.

Derseniz ki bunu nasıl aştım, ilk yenidoğan döneminde bebek çok küçük ve bana bağlıydı. O yüzden hiçbir yere gidemedim. Ne zaman ki biraz büyüdü, babayı yada diğer destek verenleri de tanıdı onların da yanında oyalanmaya başladı. Ben kendime alanlar açtım. Ve bunun için zerre pişman olmadım. İlk böyle dışarı çıktığımda da gidip dövme yaptırdım ya ben, sanki o zaman eski ben olabilirdim. Gidip oğlumun adını yazdırdım o da ayrı bir dilemma…

Evet ne diyordum, ben Gizem. Otuz iki yaşındayım, 1 yıl 8 ay 6 günlük bir oğlum var (çocuksuzlar delirdi). Bir yıldır terapi alıyorum, anneliğimi de yaklaşık 1 yıldır kabul edebildim. Evet itiraf ediyorum, bebeğimin varlığını değil ama anne olduğumu çok sonra kabul ettim. Fakat bir şekilde bir yerden başlamam gerekiyordu, ben de başladım.


Yazan: Gizem Seçkin


Yorumlar


bottom of page